5 Ocak 2010 Salı

Aleve tapanlardan misiniz?

Bu kelimeyi ilk defa babam ve abim konusurken duydum..10 yasinda ya varim ya yokum..Ne konustuklarini tam hatirlamiyorum ama Alevi kelimesi kalmisti aklimda..

Neydi acaba?Ne demekti?.

Konusmanin iceriginden mezhep gibi birsey oldugunu cikarmistim.

Fakat kafama takilan birsey vardi.

Alevi..Alev..Ates..Atese tapan demek degil miydi bu?..Atese tapmak nasil bir islam mezhebi olabilir ki?..

Zamanla ogrendim atese tapanlara Mecusi dendigini..Oyleyse alevilik neydi???...

Lisede bu konuda bilgisi olduguna inandigim bir arkadasa sordum nedir bu alevilik diye..Anlatti birseyler ama helal olsun anlayabilene..

Din desen din degil,mezhep desen mezhep degil..Sonra onlar namaz falaz 3 vakit kilarlar,soyledirler boyledirler kotudurler diye anlatti..

Bunlari anlatipta Mum Sondu olayini anlatmamak olur mu?..

Onu da anlatti uzunca..

Vay be dedim..Ne kotu insanlarmis..Cok sukur benim cevremde yok boyle insanlar dedim kendi kendime..

O gune kadar hic alevi tanidigim yoktu cunku..Aslinda varmis okulda alevi olanlar ama onlari da sonradan ogrendim..

Bir arkadasimla geceleri sabaha kadar konusurduk..Dinden girer ateizmden cikar hukumet kurar hukume yikardik..

Ve birgun alevi oldugunu soyledi...

Sormaya basladim..Aklimda ne varsa..

Cevapladi hepsini..Kabullenemedim ilk basta..Boyle seyler varsa zaten var demezdi cunku kimse..

O siralar ulke gundeminde de genis yer buldu alevi sunni konusu..Ve hatirladigim kadariyla gittigim kitapcida ki bir dergide konu hakkinda bir yazi gordum..

Alevilere bu tur ithamlarda bulunmanin muslumanliga yakismadigindan,bu tur sozler soylemenin iftira oldugundan bahsediyordu..

Hic kimse kendini dininin,mezhebinin sozcusu sayip bir baskasi hakkinda seviyesizce konusamazdi.

Ve zamanla bir cok alevi arkadasim oldu...Daha cok tanidim onlarin sayesinde aleviligi..

Belki de hatamiz burdaydi...

Herkes pek cok alevi taniyordu fakat aleviligi tanimiyordu...

Artik devir catisma devri veya ,dusunceni saklama devri degil.Devir farkliliklarini gizleme ve bunlari bastirma devri hic degil.Cunku bu hem size,hem de dusuncenize zarar verir.Madem ki bu dunyadayiz,birlikte yasamayi ogrenmeli,fikirlere saygi duymaliyiz..

Herkesi kendi konumunda kabul etmeliyiz..

Erkeklerin buyuk cogunlugu PES,FIFA turu futbol oyunlarini bilir..

Erkekler bilirde kizlar bilmez mi?..

Her sene yenisi cikar ve her yeni oyuna alismak zor olur..Hassasligi artar kontrolu zorlasir menusu degisir v.s...

Ama herkes ilk basta sikayet etsede bir sure sonra alisir..Muptelasi olur..

O kadar olur ki baskasina meydan okumaya baslar az cok oynayanlar..

Bizimde sikayet donemini atlattigimizi dusunuyorum..Biraz uzun sursede...Tatsizliklar olsada bitti o surec artik..

Bizde kardesligin muptelasi olmaliyiz..

Alevi Sunni Kurt Turk demeden hep beraber bu ulkeyi ileriye tasimaliyiz..

Hristiyan,Yahudi,Rus,Alman..Bu insanlarla anlasabilmek icin dil ogreniyor,kurslara tonla para oduyorsak,birazcikta komsumuzu anlamak icin ugrasmaliyiz..

Turist gorunce elimiz ayagimiz tutuluyor ve konusmaya calisiyorsak,bunun yuz kati kardeslerimizi uzmemek icin ugrasmaliyiz..

Kisacasi..

Kosma tusu E imis W imis dememeli(Futbol oynayanlar bilir)..

El ele kosmaya bakmaliyiz..

***Bir Ozur***

Sayin Iclal Aydin en sevdigim yazarlardan birisidir ve pekcok konuda fikirlerine katilirim..

Bu hafta istemeden yanlis anlasilacak birsey yazarak onu uzdugumun farkindayim..

Bu yazimi ona armagan ediyor ve ozur diliyorum...

27 Aralık 2009 Pazar

Ya benimsin ya toprağın..

Geçen gün herkes aşk hakkında sözler yazmaya başladı.Ben de düşündüm ve şöyle birşey yazdım: Aşk,sevdiğin insan senden başka birisiyle evlenmeyi tercih ettiğinde ona samimi olarak “Senin adına mutlu oldum” diyebilmektir..
Bana göre budur aşk..
Ya benimsin ya toprağın demek değildir..
Aşkın içinde sevgi vardır..Mutluluk vardır..Kendi mutluluğunu ve karşındaki insanın mutluluğunu düşünmek vardır..
Eğer o insan seninle mutlu olmayacaksa bu insana ısrar etmenin adı zulüm değil midir?
Bazı şeyler karşılıklı olursa bir anlamı vardır...
Kibriti istediğin kadar sürt duvara..Yakabiliyormusun ateş?..
Yoksa zarar mı veriyorsun kibrite..
İşte aşk da böyle birşeydir..Adresini bulunca inkişaf eder..
Demeyin “Helal olsun bazı kibritlere..Oduna bile sürtünce ateş çıkıyor”..
O,kibritin kendi güzelliğinden..Sen de o kibrit gibi ol,dağları taşları aşık etmeyi bil kendine,sana da deriz “Helal olsun” diye..
***
Aşk evliliğin arefesidir..Evlilik ise ; en ciddi müessese..Sizin bildiğiniz en zengin firmalardan..Koçlardan Sabancılardan daha saygın bir müessese..Ben görmedim onların müesseselerine eleman almak için TV programları düzenlediklerini..Görmedim kurumlarına alacakları insanları rezil ettiklerini..
Geceyarısı haberlere bakıyorum..Bir “evlendirme” programına konuk çıkarılıyor,zavallı kadın rezil ediliyor yayında ve sonra kovuluyor..
Siz bir patrona çalışanlarının yanında hakaret ederseniz,o patrona ne saygı kalır ne de o insanlar onu ciddiye alır..
Kurumlar için bile bu böyleyken aile ortamı için bu manzaralar yakışıksız değil mi?
Yanlış öğretmişler bana; herşeyin bir usulü var diye..
O aile ki yeri gelir bir ülkeye idareci çıkar o kutsal müesseseden yeri gelir bir asker çıkar..Yeri gelir aydınlar yetişir yeri gelir karanlığa kara çalanlar..
Elmasında kaynağı karbondur kömüründe..
Farkı sorarsan,işlemekte bunları ;işleyebilmekte..
***
Hayatı hayat kılan farklılıklardır..Farklılıklardır yaşanır kılan bu hayatı..20 küsur “farklı” gazete olmasıdır gazete okumamızın nedeni..İclal Aydınlar,Ahmet Hakanlar,Ali Bulaçlardır köşe yazısı takip etmemizin nedeni..
Veya hala TV izlememizin nedeni..Binlerce “farklı” kanal olması değil midir?..
Evlilikte “farklı iki insan”ın bir araya gelmesidir..
Yabancıdırlar birbirlerine..
Ve birbirlerini tanımayla geçirirler ömürlerini..
Kadın “ben kokoreç sevmem” dediğinde anlarlar bir daha ki sefere dürümcüye gitmeleri gerektiğini..
Erkek “bu adamlar niye bağırıyor” dediğinde anlarlar kimin hangi müziği sevdiğini...
Ve böyle sürer gider koca bir ömür..
Aslında sadece tanışmadan ibarettir evlilik..Sadece biraz detaylıdır..
Ahmet Tezcan bir söz yazdı bugun : “Otuz yıllık arkadaşlığa herşeyi sığdırıp da hüsn-i zannın kırıntısını bulundurmayan insanlara hayret ediyorum”..
Evlilik gibi kutsal bir müessese altında birleşipte hala farklılıklardan dolayı birbirini üzen insanlara...
Hayret ediyorum..

24 Aralık 2009 Perşembe

Bir kaybeden olmadan kazanan olamaz mı?..

Sevmek zordur..Hem de en zor işidir dünyanın;sevmek..Demeyin “seviyorum" diye kaykırıyor önüne gelen..Bir kaç ay sonra bakın kaç kişi kalmış haykırmaya devam eden...
Sevmek zordur;çünkü ayrılık vardır sonunda..Ancak ayrılmaya dayanamayan,sevdiğinden kopamayan adama diyebilirsiniz “Adam sevmiş be!..” diye..Sevgi dedik aşk dedik ama hep karşı cinsi sevmekten bahsettik..Ben her türlü sevgiden bahsetmek isterim..İnsanı sevme,hayatı sevme,ölümü sevme ve hatta; düşmanını sevme...
Bu hafta acı bir kaybımız vardı.Çok sevdiğim bir arkadaşımı trafik kazasında kaybettim.Salı günü cenazesi için Manisadaydım.Ankara-İstanbul-Denizli-İzmir-Uşak ve birçok ilden arkadaşlarımız ordaydı.Yalnız bırakmamışlardı son yolculuğunda onu.Herkes “tek bir kişi” için “tek bir şey” için ordaydı.Ve lise arkadaşlarımın çoğundan duyduğum cümle aynıydı : ”Lise biteli hiç görüşemedik ancak burada biraraya gelebildik..”
O an için düşündüm..
Demek ki farklı duygu ve düşüncedeki insanların biraraya gelebilmesi için sadece ”bir tek şey”in ortak olması yeterliymiş.Oradaki yüzlerce insanın değil 10,100 veya 100..Sadece tek bir şeyi ortaktı..Herkes sadece Mesut için oradaydı.Ve herkes bir diğerine “Dostumun dostu..” diyerek sarıldı..ağladı..
İster istemez ülkemi düşünmeye başladım..70 küsur milyon insanın o kadar ortak noktası varken neden hala biraraya gelemiyor?
Mesutun arkadaşlarının yüzde otuzu oradaydı..Az gibi gelmesin sakın.Öğrenci maddiyatı,sınav haftası,okul dönemi ve başka faktörleri göz önünde bulundurursak ;hiç te az bir rakam değildi..Ve gelemeyenler..Onlarında ne kadar gelmek istediklerini bilirim..Gelemediği için telefonda ağlayan,keşke gelebilseydim,yanında olabilseydim o son yolculuğunda diyen arkadaşlarım var..
Bu ülkenin ise 200-300 değil 70 milyon, dost değil evladı var..
Bu 70 milyonun bir araya gelmesi için illa ki cenazelerin olması,birilerinin kaybetmesi mi gerekir?..
Bir kaybeden olmadan,kazanan olamaz mı?..

Bazı Başlangıçlar Hüzünlüdür


Uzun bir süre düşündükten sonra ben de blog açanlar kervanına katılmak istedim.Fırsatım oldukça da yazmaya gayret edeceğim.Yazdıklarım hakkında hiç bir beklentim yok.Samimiyet olmaz beklentiyle yapılan işlerde.Kısacası ; yazmak istediğim için yazıyorum.okunmak istediğim için değil..
İlk yazımda hüzün lü bir başlangıç yapmak zorundayım.Bu hafta 1 yıl aynı odayı,3 yıl aynı liseyi,aynı ortamı paylaştığım bir arkadaşımı trafik kazasında kaybettim...
Ve bu hafta onun için yazdığım bir yazıyı yayınlamak istedim..

En Uzun Gece

"Yazı yazacak kadar çok zamanım yok" der bir düşünür..

Yazmak..

Bilgi,birikim,his,duygu ve düşüncelerini kağıtla paylaşmak..

Herhangi bir konu hakkında kısa bir yazı yazabilmek için bile saatlerce düşünmek,yerine göre de saatlerce araştırmak gerekir...

Gel gör ki..

Bu ne sıradan bir konu idi ne de başka kelimelerle ifade edilebilecek birşeydi..

Bu yazıyı ne haddime mi yazıyorum?

Çünkü benim zamanım oldu yazmak için..

Hem de çok fazla zamanım oldu..

Dün 21 Aralıktı..Hatırlarsınız coğrafya derslerinden..

En uzun gece..

Öylesine uzundu ki, ben bu gece hem geçmiş 20 yılımı hem de gelecek 20 yılımı düşünebildim..

Öylesine uzundu ki onu düşündükçe zamana ağlayabildim..



"Hıı gitcez gitcez" derdin..

Söylesene bu muydu kastettiğin!..

Hani kötüye birşey olmazdı??

Kötü olmayıda mı beceremedin?..


Ve sen gittin..

Öyle bir zaman da gittin ki;
365 gün içinde gecenin en uzun olduğu,günün en kısa olduğu zamanı seçtin..

Sanki bir mesaj verir gibi..

Sanki "ben de sizin gündüzünüzüm ama bu sefer az duracağım,genç yaşta,ömrümün baharında aranızdan ayrılacağım" der gibi..

Zekiydin..

Uyanıktın..

Ve son anında bile hayata kazık atmayı becerdin..

Rahatsız etmeyin beni der gibi,gittin en uzun gecede uyumayı seçtin...